Shangai'de Yemek ve Çay Seremonisi

Shangai’de bir restorana geliyoruz. Tur ile geldiğimiz için de başka restoran tercih etme şansımız yok. Yanlış anlaşılmasın, geldiğimiz restoran Shangai’nin en popüler ve gözde restoranlarından biri. Ancak restoranın girişindeki kavanozun içerisinde sergilenen yılan ve böcekleri görünce, biz mecburen pirinç lapasına talim ettik. Yan masada gördüğümüz tepeleme salyangoz kabukları da oldukça ilgimizi çekti. Burada salyangozları kabukları ile getiriyorlar. Gerçi biz yemedik ama, içini yiyor ve kabuklarını bir başka kaba koyuyorsunuz.

Bu restoran oldukça popüler bir restoran olmasına rağmen bize çok hijyenik gelmedi. Çünkü bir masada demlikleri dizmiş olan bir görevli küçücük içi su dolu kaba bu kullanılmış demlikleri batırıp çıkartıyor ve tırnakları ile kenarlarını temizleyip, masa örtüsüne kuruluyordur. Üstelik bunu diğer tüm müşterilerden gizli değil, herkesin gözü önünde yapıyordu. Bizim bu olayı kameraya almamıza çok şaşırdı. Ülkeden ülkeye, yöreden yöreye alışkanlıklar ve kültürler değiştiği gibi temizlik anlayışları da değişiyor.

Yemek yerken meşhur Çin çubuklarını kullandık. Bu Çin Çubuklarına “Kuai Zi” adı veriliyor.

Dünya üzerinde 3 çeşit yemek yeme yöntemi var;- Doğrudan elleriyle yemek yiyenler, insanlığın yüzde 40’ını;
- Çatal, kaşık ve bıçakla yemek yiyenler yüzde 30’unu;- Çubuklarla yemek yiyenler ise yüzde 30’nunu oluşturuyor.

Çubuklar (yani Kuai Zi) Çinlilerin büyük buluşlarından biridir. Çinliler bu çubukları 3000 yılı aşkın süre önce Yin ve Shang döneminde kullanmaya başlamışlar.

Çubuklar, Çinlilerin örf ve geleneklerinde de önemli role sahiptir. Bazı bölgelerde kızlar evlendirilirken, yeni evli çift için kırmızı iple bağlanmış olan kase ve çubuklar mutlaka hazırlanmalıdır. Bunlara “Evlatların kaseleri” adı verilir. Bu gelenek evlenen çiftin sürekli beraber yaşamasını dilemenin yanı sıra, “Kuai”nin (yani çubuğun) “hızlı” kelimesiyle eş sesli olmasından dolayı “hızla erkek çocuk doğursun” arzusunu da gösteriyormuş. Kuzey Çin köylerinde ise, gerdeğe girenlerin odasının penceresinden içeri çubuklar atılır ve “her şey uğurlu ve gönlünüzce olsun, erkek çocuk doğsun” dileğini ifade edermiş.

Kuai Zi’leri kullanırken insan vücudunda 30’dan fazla eklem ve 50’den fazla kas harekete geçiyor ve bu da parmakların çevikliğine ve beynin gelişmesine katkı sağlıyormuş.

Çubukların memleketi Çin olsa da ilk “Çubuk Müzesi”nin Almanya’da açılmış. Bu müzede, altın, gümüş, yeşim taşı ve hayvan kemikleri gibi değişik malzemelerden yapılan 10 binden fazla çubuk sergileniyor.

Shangai’deki bazı restoranlarda ise ne yemek istiyorsanız hepsini çiğ olarak seçiyor ve tabaklarınıza koyuyorsunuz. Oradan restoranın ortasındaki camlı bölmeye giderek, oradaki görevliye tabaklarınızı uzatıyorsunuz. Camlı bölmeler içerisinde genellikle 6-7 tane oldukça büyük saclar var. Görevli tabağın içindekileri saca döküp, elindeki uzun çubukla bu malzemeleri hızlıca karıştırarak 2 dakika içinde pişirip, tabağa koyup, size geri veriyor. Tabii ne kadar piştiği tartışılır.

Yemeğimizin ardından “Shangai’da çay seramonisine katılmadan olmaz” diyerek, hem çay seramonilerinin yapıldığı hem de çay satışının yapıldığı bir merkeze geliyoruz. Geleneksel kıyafetlerini giymiş olan bayanlar çay servisi yapıyorlar. Önce küçücük seramik çay bardaklarını sudan geçiriyorlar, çayı küçücük bir demliğe koyup, üzerine kaynar suyu ekliyorlar. 1-2 dakika bekledikten sonra çayı cam kaplara süzgeçten geçirerek koyuyorlar. Bunu da minicik seramik bardaklara koyarak servis ediyorlar. Şeker asla kullanmıyorlar. Şeker yerine minicik kesilmiş zar büyüklüğünde şeftali, erik, portakal kuruları ile sunuyorlar. Böylece değişik aromalı birkaç çayın sunumunu yapıp, doğruca bizleri satış bölümüne alıyorlar.

Çayın rengi bizde “imamın abdest suyu” diye tabir edilen cinsten, nerede bizim tavşan kanı demlediğimiz çay…

Burada çayın ne kadar yüksek bölgelerden toplanırsa o kadar kaliteli olduğunu öğreniyoruz. Bu bilgi daha sonra çayın vatanı Sri Lanka (Ceylon)’ya yaptığımız bir gezimizde gittiğimiz çay fabrikasında da teyid edildi.

NURHAN YILMAZ

Yazar Hakkında

NURHAN YILMAZ

1951 İstanbul doğumluyum. Yıl içinde dönüşümlü olarak Sinop, Bodrum ve İstanbul’da yaşamaktayım.Küçük yaşlarda babamın mesleği gereği, Türkiye’nin pek çok farklı şehirlerinde yaşadım.